-
ALİ BABAT
Tarih: 16-04-2026 00:19:00
Güncelleme: 16-04-2026 00:19:00
Dün Şanlıurfa Siverek, bugün Kahramanmaraş ve tam biz bu acıyı sindirmeye çalışırken yanı başımızda, Gaziantep Mimar Sinan Lisesi civarında iki grup arasındaki tartışma iddiaları, Mersin’in Tarsus İlçesinde bir lisede öğrencinin üzerinde bir silah yakalanıyor. Bu sadece bir metal yığınına sıkılan mermi değil; öğretmenin onuruna, eğitimin kutsallığına ve toplumsal huzurumuza sıkılmış bir kurşundur. Peki, biz buraya nasıl geldik? Türkiye nereye gidiyor? Bu gençlik neden bu kadar öfkeli, neden bu kadar "silahsever" oldu? Cevabı uzağa gitmeden, aynaya bakarak verelim: Yeni nesil veliler ve onların bitmek bilmeyen "prens/prenses" yetiştirme sevdası yüzünden bu noktadayız.
Toz Kondurmadığınız O Evlatlar Acımadan Can Aldı?
Yıllardır okullarda bir "veli terörü" esiyor. Çocuğunun sırası değişse okulu basan, öğretmenin verdiği en küçük bir disiplin cezasında "Benim çocuğumun psikolojisi bozuluyor" diye feryat eden, evladına sorumluluk yüklemek yerine onun her hatasına kılıf uyduran sizler; aslında o çocukların eline o silahları siz veriyorsunuz.
Siz öğretmenin otoritesini her sarstığınızda, çocuğunuzun vicdanındaki bir tuğlayı daha yıkıyorsunuz. "Benim çocuğum etmez, benim çocuğum yapmaz" dedikçe; hatasını kabul etmeyen, adaletten korkmayan ve sorununu kaba kuvvetle çözeceğine inanan birer cani adayı yetiştiriyorsunuz. Bugün Kahramanmaraş’ta o çocuk gözünü kırpmadan öğretmenini, 8 okul arkadaşlarını adeta kurşuna diziyor. Halen 6 öğrencinin yoğun bakımda olması ve üçünün durumlarının kritik olması daha da acı… O canileri yetiştirenler onlara sınır çizmedi, ona "dur" demedi.
Akılları Başa Devşirme Vakti
Maraş’taki facianın faili olan çocuğun, eski bir emniyet mensubunun evladı olması ve babasının silahlarına bu kadar kolay erişmesi, ihmalin evlerimizin içine kadar nasıl sızdığının kanıtıdır. Birde bu adam silah ticareti mi yapıyor ki evi adeta silah ve mühimmat cephaneliği gibi. 5 silah, çok sayıda şarjör. Bu da ayrıca tartışılması, sorgulanması gereken bir konu. Silahın, gücün ve şiddetin "itibar" sanıldığı bir iklimde büyüyen çocuklardan sağduyu bekleyemezsiniz. Buradan tüm anne ve babalara sesleniyorum: Aklınızı başınıza alın! Çocuğunuzu Değil, Vicdanını Koruyun: Çocuğunuz bir hata yaptığında öğretmenin yanında durun, çocuğunuzu savunmayın. Hataların bir bedeli olduğunu öğrenemeyen çocuk, yarın o bedeli topluma ödetir.
Otoriteyi Eve Geri Getirin: Arkadaş olmayın, anne-baba olun. Çocuk, nerede durması gerektiğini, kime saygı duyması gerektiğini ve bir başkasının haklarının nerede başladığını sizin disiplininizle öğrenmeli.
Silah ve Şiddet Dilini Evden Uzaklaştırın: Evde dizi karakterlerinin kabadayılıklarını alkışlayan, her sorunu öfkeyle çözen bir model sergilerseniz, çocuğunuzun elinden o tabancayı alamazsınız.
Öğretmene Saygı, Geleceğe Yatırımdır: Öğretmenini "hizmetli" gibi gören bir çocuktan, vatana millete hayırlı bir fert olmasını bekleyemezsiniz. Öğretmenin itibarı, devletin itibarıdır. Eğer bugün çocuğunuzun cebindeki o kurusıkıyı, ruhundaki o öfkeyi görmezden gelirseniz; yarın o çocukların failleri arasında kendi evladınızın adını okursunuz. Nitekim bu dün Siverek’te bugün Kahramanmaraş’ta yaşı küçük ama cani olma yolunda emin adımlarla yürüyen o çocuklar hiç acımadan öğretmenlerini, arkadaşlarını kurşuna dizmiş sonrada kendilerini öldürerek bu olaylardan kurtulduklarını düşünmüşler. Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylarda 8 öğrenci ve 1 öğretmen yaşamını yitirirken 6 öğrencinin de yoğun bakımda olduğu bilgisi yürekleri dağladı. Oysa o yaşamını yitiren her çocuk geleceğimizin mimarları arasında yer alabilirdi. Bizim bugün el ayak titreten bu korkularımız, sizin yarınki gerçeğiniz olur.
Siverek ve Kahramanmaraş’ta okulun koridorlarında ve sınıflarda o tetiği çeken el, sadece bir çocuğun eli değildir; o el, bugüne kadar ona "hayır" diyemeyen, onu denetlemeyen, onu her yanlışında göklere çıkaran zihniyetin elidir.
Ya şimdi silkelenip özümüze döneceğiz ya da bu şiddet sarmalında kendi yetiştirdiğimiz canavarların kurbanı olacağız. Tercih sizin, vebal hepimizin!
- Okul Sıraları Boş Kalmasın!
- Okullarda "Casusluk" Dönemi: Ses Kaydı Alan Veliler!
- Gaziantep’in "25 Saatlik" Mesaisi ve Fatma Şahin Vizyonu: Önyargıları Yıkan Bir Devlet Kadını
- Günaydın! Yangın Bitti, Külleri mi Denetliyorsunuz?
- Mardin ve Gaziantep’in Ortak Paydası; MAREV
- İhracatın Dört Atlısı; Gaziantep’in Ekonomi Muhafızları
- Ateşkes mi, Cephe Temizliği mi?
- Gaziantep’te Huzurun Dört Atlısı; Şehrin Kaderini Değiştiren Büyük Koordinasyon!
- GAZİANTEP’İN HAFIZASI SOKAKLARDA YAŞAYACAK: SERMİN OCAK CADDESİ’NDE ANLAMLI VEDA VE VEFA
- Tepside Baklava, Tencerede Taş!
- Toz Bulutlarının Ardındaki Vizyon
- Kuru Meyvede Nöbet Değişimi; Teşekkürler Mehmet Çıkmaz, Hoş Geldin Murat Bakır