-
ALİ BABAT
Tarih: 15-04-2026 00:08:00
Güncelleme: 15-04-2026 00:08:00
Bugün Şanlıurfa Siverek’te bir okulun koridorlarında yankılanan pompalı tüfek sesleri, sadece sınıfları değil, bu ülkenin geleceğe dair umutlarını da delik deşik etti. Daha birkaç ay önce İstanbul’da “Fatma Nur Çelik” öğretmenimizi toprağa vermişken, bugün yine yaralılarımızı sayıyor, "Daha ne olması gerekiyor?" diye haykırıyoruz.
Ancak bir gazeteci olarak bugün meseleyi sadece artan asayiş olaylarıyla sınırlı görmüyorum. Bugün asıl mesele; saldırıya uğrayan, darp edilen, tehdit edilen öğretmenlerin mahkeme salonlarındaki ve idari odalardaki o korkunç "ıssızlığıdır."
Devlet, Memurunun Yanında Sadece "Kınayarak" Duramaz!
Bir öğretmen görevini yaparken saldırıya uğradığında, dosya savcılığa intikal ettiği andan itibaren o öğretmen bir başına kalıyor. Kendi imkanlarıyla avukat tutmak zorunda kalıyor, kendi cebinden mahkeme masraflarını karşılıyor. Saldırganın arkasında aşireti, akrabası ya da yerel gücü varken; bizim öğretmenimiz adliye koridorlarında devletin o kudretli elini omzunda hissedemiyor.
Buradan Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin ve Sayın Valilerimize sesleniyorum: Talebimiz net! Bundan sonra öğretmene yönelik işlenen her türlü şiddet vakasında, Bakanlık ve Valilik hukuk birimleri davaya "müdahil" sıfatıyla bizzat katılmalıdır. Saldırıyı gerçekleştiren velilere ilgili makamlar tarafından uzaklaştırma kararı verilmeli. Bir öğrenci ya da veli, öğretmene el kaldırdığında karşısında sadece bir şahsı değil, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve onun hukuk ordusunu bulacağını bilmelidir. Devlet, memurunun avukatı olmak zorundadır!
CİMER: Bir Hak Arama Yolu mu, Yoksa "İtibar Suikastı" mı?
Baskı sadece fiziksel değil, dijital yollarla da sürüyor. Asli amacı bürokrasiyi hızlandırmak olan CİMER, maalesef velilerin okullarda öğretmene karşı bir "şantaj" aracına dönüştürülmüş durumda. Disiplini sağlamaya çalışan, dersini ciddiye alan her öğretmen, asılsız ve mesnetsiz ihbarlarla soruşturma kıskacına alınıyor. Sayın Bakan; her asılsız ihbar için öğretmenden savunma isteyip onu müfettiş kapılarında yormak, aslında öğretmenin otoritesini bizzat devlet eliyle sarsmaktır.
Okullarda "Casusluk" Dönemi: Ses Kaydı Alan Veliler!
Gelelim en vahim noktaya... Duyduklarımız, öğrendiklerimiz bir eğitim kurumundan ziyade bir istihbarat savaşını andırıyor. Bazı veliler, okula sanki birer casus gibi giriyor! Cebinde gizlice açık bırakılmış ses kayıt cihazlarıyla; öğretmenin, müdürün, hatta rehber öğretmenin odasına girip yaptıkları görüşmeleri izinsizce kaydediyorlar.
Bu sadece ahlaki bir çöküş değil, Türk Ceza Kanunu’na göre ağır bir suçtur! Bu kayıtlarla öğretmene şantaj yapmak, "dediğimi yapmazsan bunu yayınlarım" demek bir terör yöntemidir. Bakanlık, bu tür gizli kayıtlarla yapılan başvuruları sadece reddetmekle kalmamalı; bu suçu işleyen veliler hakkında derhal kamu davası açılmasını sağlamalıdır.
Sendikalara Çağrı: Aidat Kadar "Adalet" de Verin!
Bu sitemim sadece devlete değil, eğitim sendikalarına da... Sadece meydanlarda slogan atmakla öğretmen korunmaz. Sendikalar, saldırıya uğrayan üyesi için en yetkin avukatlarını seferber etmeli, davayı bir onur meselesi gibi sahiplenmelidir. Eğer sendika, üyesinin can güvenliğini ve hukukunu mahkemede sonuna kadar savunmayacaksa, o tabelaların ne hükmü kalır?
Gaziantep’in Sanayicisine ve Kamuoyuna...
Biz Gaziantep’te her sabah sanayiyi, ihracatı ve konteyner fiyatlarını konuşuyoruz. Ancak o fabrikaları yönetecek, o ekonomiyi ayağa kaldıracak nesilleri yetiştiren öğretmenimiz okula korkuyla giriyor, adliyeden mahzun çıkıyorsa; hangi kalkınmadan söz edebiliriz? Eşi öğretmen olan bir gazeteci olarak diyorum ki; öğretmenin cebinde tebeşir, velinin cebinde ses kayıt cihazı varsa; orada eğitim bitmiş, polisiye bir vakıa başlamış demektir. Öğretmene vurulan tokat, devletin eğitim sistemine vurulmuştur. Ve o tokatın hesabı bizzat devlet eliyle sorulmadığı sürece, hiçbir okulumuz "güvenli" olmayacaktır.
- Okul Sıraları Boş Kalmasın!
- Okul Koridorlarında Barut Kokusu: "Benim Çocuğum Yapmaz" Diyenler, Eserinizle Övünün!
- Gaziantep’in "25 Saatlik" Mesaisi ve Fatma Şahin Vizyonu: Önyargıları Yıkan Bir Devlet Kadını
- Günaydın! Yangın Bitti, Külleri mi Denetliyorsunuz?
- Mardin ve Gaziantep’in Ortak Paydası; MAREV
- İhracatın Dört Atlısı; Gaziantep’in Ekonomi Muhafızları
- Ateşkes mi, Cephe Temizliği mi?
- Gaziantep’te Huzurun Dört Atlısı; Şehrin Kaderini Değiştiren Büyük Koordinasyon!
- GAZİANTEP’İN HAFIZASI SOKAKLARDA YAŞAYACAK: SERMİN OCAK CADDESİ’NDE ANLAMLI VEDA VE VEFA
- Tepside Baklava, Tencerede Taş!
- Toz Bulutlarının Ardındaki Vizyon
- Kuru Meyvede Nöbet Değişimi; Teşekkürler Mehmet Çıkmaz, Hoş Geldin Murat Bakır