içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Gözlerimiz açılınca!

Emperyalist yayılmaya karşı “tam bağımsız Türkiye” sloganlarıyla, eşitlik, özgürlük ve dayanışma taleplerini dile getiren devrimciler ve de yurtseverlerin hedefi; Türkiye’de kültürel gelişme, ekonomik kalkınma ve demokratik devleti oluşturmaktı. Bu hedefe ulaşmak için sanayileşen, üreten, adil paylaşan ve barışı öncelemek için örgütlenen bir toplum, özgürlük sınırları genişlemiş, farklılıkların eşitliğine inanmış bir birey ve tüm bu değerleri koruyan laik demokratik bir devlet yapısı gerekiyordu…

Ta ki; 12 Eylül faşist darbesine kadar… ABD’nin dizginlerini tuttuğu faşist Kenan Evren Cuntası, önceden hazırlanmış, yetiştirilmiş asker ve sivil bürokrasisiyle yeni bir kapalı düzen oluşturdu. Türkiye istenilenin tersi bağımlı bir hale getirildi.

♦♦♦

Özal’la birlikte yerleştirilmeye çalışılan neoliberalizm, Türkiye’nin çağdaş ve demokratik bir ülke olması için düşünülen her açılımı yok saydı. Laik demokratik sosyal ve hukuk devletini işlemez hale getirdi. Devamında AKP yönetimi, BOP eş başkanı olarak dikte edilenleri yerine getirdi. İlk saldırı eğitim ve evrensel hukuk devletine yapıldı. Sonrasında üreten ekonomiden çıkıldı. Dışa bağımlı ekonomiye geçildi. Bütçe açıkları, geri dönüşü olamayan yatırımların finansmanı dışarıdan alınan borçla kapatıldı.

♦♦♦

Cumhuriyetin kuruluşundan beri milletin biriktirdiği tüm varlıklar elden çıkarıldı. Yargı bağımsızlığı yok edilen, demokratik hakları yontulan, ifade ve yazma özgürlüğü kaldırılan ülkede yapılan özelleştirme, yolsuzluk, usulsüzlük ve hırsızlığın nedeni oldu!

♦♦♦

AKP sağlık politikasıyla övünüyordu. Covid-19 salgını, Türkiye’de uygulanan sağlık politikasının temelsiz, yalnızca yandaşları zengin eden bir model olduğunu açığa çıkardı. Özelleşen sağlık, yurttaşın yaşamını düşünmek için değil sermayenin karını korumak üzere yapılandırılmıştı…

♦♦♦

Aslında Koronovirüs devletlerin küçülmesini isteyen neoliberal anlayışı da yıktı. Bilindiği gibi SSCB dağılmasından sonra emperyal güçler, sermayenin yayılabilmesi adına “ulus devletlerin zamanı doldu. Devletler küçülmelidir.” Sloganıyla küresel ekonomik sömürü düzenini kurdu...

Ulusların tüm verimli varlıkları ve üretim kurumları özelleştirildi. Böylece devletlerin kaynaklarını sömüren ve egemenlik sınırlarını yok sayan küresel sermaye tarihsel büyüklüğüne ulaştı. Bugün dünyadaki sadece 32 kişinin geliri, 7 milyar nüfuslu dünya insanlarının yarısının elde ettiği gelire eşit! Yoksullukla varlıklılar arasında makas müthiş bir şekilde açıldı. Gelir dağılımdaki adaletsizlik toplumların yaşamını tehdit eder hale geldi. Açlık ve sefalet, ahlaki değerleri ve adaleti yok etti. Eğitimden uzaklaşan ve sömürüye açık ülkeler adeta orta çağı yaşıyorlar. Kurtuluş yeniden sosyal hukuk devletine dönmek! Sermayenin değil halkın egemen olduğu devlet yapılarını yeniden oluşturmak!

♦♦♦

Nitekim koronavirüs; zengin fakir, gelişmiş devlet, güçlü siyaset zenci beyaz, Müslüman Hristiyan, ateist deist dinlemiyor herkesi öldürüyor. İnsanlar yaşamlarını tehditte eden bu tehlikeli salgına karşı kendisini korumak üzere vergi verdiği devletinden hizmet bekliyor. Sadece canını kurtarmasını değil yaşamını ve geleceğini de korumasının istiyor.

♦♦♦

Türkiye artık yeniden çağdaş laik parlamenter demokrasiye dönmeli! Halkından para toplayan değil, yurttaşının bugün ve geleceğini koruyan kollayan sosyal devlet olmalı!

♦♦♦

Bakın tek adam sisteminde Iban verilerek toplanan paranın nereye gideceği konusunda halkın şüpheleri var. Çünkü AKP misyonu yardım/bağış toplama konusunda şaibeli. Bosna-Hersek soykırımında toplanan paraların yok edildiği Mercimek Vakası unutmadı. Almanya’da ortaya çıkan Deniz Feneri davası hala hafızalarda. Türkiye’deki uzantılarının üstünün kapatılması için yargıya yapılan baskılar da henüz unutulmadı...

♦♦♦

Bu vesile salgında varlıkları bir şansmış gibi gösterilen Şehir Hastaneleri’ne de değinmek gerekir. KÖİ’yle (Kamuözelişbirliği) yapılan 30 şehir hastanesine 25 yıl boyunca 142,4 milyar $ ödenecek! Oysa bu parayla devlet, tam donanımlı ve 1milyon yatak kapasiteli yaklaşık 71 devlet hastanesi yapabilirdi...

♦♦♦

Görülen o ki; Koronavirüs salgını sonrası ölüm korkusuyla gözleri açılan insanlar, dünya düzenini yeniden insan odaklı hale getirecek!

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum