içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DE Kİ: DUANIZ OLMASA RABBİM SİZE NE DİYE DEĞER VERSİN!
İslam dininde ve öğretilerinde beş vakit namaz nasıl bir farz ibadet ise; dua etmek de aynı şekilde bir ibadettir. Esasında dua gerek semavi dinlerde gerekse semavi olmayan (Hinduizm, Budizm, Sihizm) bütün dinlerde var olan önemli bir ibadet şeklidir. Fıkıh kitaplarımızda da dua ibadetine hususan başlıklar vardır. Her şeyden önce dua; bir yalvarış, bir yakarış, istemek, dilemek, talep etmek gibi manaları ihtiva eder.
 
Dua ile insan, Allah’a halini arz eder, boynunu bükerek yüceliği karşısında aczini ifade eder. Kişi dua ederek hem Yaradan’ı ile doğrudan bir irtibat kurar hem de varlıklar âlemindeki konumunu farkeder. İnsan, dua ile yaratıcıyla iletişime geçer.
 
Zira Hz. Peygamber Efendimiz dahi her zaman için duayı terk etmemiş ve sürekli Rabbine münacaatta bulunmuştur. Hatta bazı zamanlarda; “Ey Allah’ım, gücümün zayıflığından dolayı kendimi sana havale ediyorum” diyerek  Allah Teala’dan yardım dilenmiştir. Evet duanın bir manası da dilenmektir.
 
“La havle vela kuvvete illa billahil aliyyül azim, Allah’ım senin yardımın olmadan ben hiç bir şeyi başaramam” dua  cümlesi de aslında, insanoğlunun aciz bir varlık olduğunu göstermektedir.
 
Aynı manadan olmak üzere, acıkan, altını ıslatan, ağrısını-sancısını dile getirip söyleyemediği için ağlayan bir bebek-çocuk dahi ağlamasıyla dua fiilini yerine getirmektedir.
 
Ayrıca hiç şüphesiz dinimiz bilimi teşvik eder. İlimle uğraşmayı da tıpkı Namaz-Hac-Oruç ibadeti gibi ibadet kategorisine koyar. Filhakika “İlim Müminin yitiğidir, onu nerede bulursa alsın” Nebevi sözü de dinimizin ilme, ilim insanına, bilim ve bilim insanına ne derece değer verdiğini ortaya koyar. İlim ve bilim öğrenmenin amacı ise; sadece insanlık alemi için değil tüm yaratılmışların faydalanması amaçlı olmasıdır. Gerek İnsanlar gerekse hayvanlar aleminin ve hatta bitki-nebatat ve tüm canlıların her türlü problemlerine çare olacak tedavi yöntemlerini geliştiren kesim yine ilim ve bilim insanlarıdır. Bu manadan olmak üzere kendilerini insanlık aleminin ve tüm canlı varlıkların emrine amade kılan ilim ve bilim insanları, her türlü takdirin üstündedir.
 
Ancak tüm canlılara yönelik yapılan çalışmaların sadece ilim-bilim insanlarının buluşlarıyla sonuca gidilmediği, ayrıca duaya da ihtiyaç duyulduğu asla inkar edilemez. Almanya’da “Allah’a inanırmısın ve dua etmeye ihtiyaç duyar mısın” konulu bir araştırma yapılmış ve torunu hasta oluncaya kadar Allah inancının olmadığını ve duanın da aklına gelmediğini üzülerek ifade edenlerin oranları azımsanamayacak kadar çok çıkmıştır.
 
Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi; insanoğlu elbette bilimin kurallarına uyacak aynı zamanda dua ibadetini de hiç ihmal etmeyecektir. Tıpkı günümüzde hemen hemen tüm dünya ülkelerinin karşı karşıya kaldıkları coronavirüs karşısında müracaat ettiği yol ve yöntemler gibi. Nitekim Covid-19 dahi göstermiştir ki; duasız bilim insanları huzura erdirememiştir. Haberlere de konu olduğu gibi, söz konusu virüsle mücadele eden dünya insanları belki de bugüne kadar akıllarına hiç getirmedikleri dua ibadeti ile de tanışmış oldular.
 
Koronavirüs salgını nedeniyle
Rusya'da papazlar helikoperle şehrin üzerinde gezerek damacanaya doldurdukları kutsal suyu halkın üzerine dökerek farklı bir uygulama sergilemişlerdir.
 
Yine binlerce ölümün yaşandığı İtalya'da virüs hayatı felç ederken bir rahibin virüse karşı helikopterle İtalya'nın üzerinde uçarak haç gösterip dua okuyup insanları virüse karşı kutsamıştır.
 
Bu manadan olmak üzere, ülkemizde de bahse konu virüsten kurtulmak için bilim insanları çalışmakta, hükümetimiz uyulması gereken kuralları hayata geçirmekte ve ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığımızın öncülüğünde herkes dua ibadetine de sımsıkıya sarılmış durumda. Lakin özellikle yatsı ezanından sonra minarelerde yapılan duaya maalesef karşı çıkan, duymak istemeyen ve kabul etmeyen bir takım çevrelerin olduğu da yok değil. Dua ibadetine karşı çıkan çevreler ile ilgili kanaatimiz ise; bu kişiler ya duayı bir ibadet olarak kabul etmiyor ve inanmıyor ya da duanın da bir ibadet olduğu kendilerine öğretilmemiştir.
 
O halde diyanet ve diyanet görevlilerinin üzerine düşen en önemli görevlerden birisi de; duanın bir ibadet olduğunu ve mutlak surette insanoğlunun duaya ihtiyacının olduğunun anlatılması önem arzetmektedir.
 
“De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin. (Furkan 77)
 
Selam ve dua ile.
 
Mustafa ÇOPURSUZ

Genel Başkan

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum