içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DEVLETİMİZ, MEMURLARINI GÖRMEZLİKTEN GELMEMELİ

Kamu kurumlarında hâlihazırda çalışan ve emekli olan devlet memurlarının dört gözle bekledikleri toplu görüşmeler ne yazık ki tüm hayallerin yıkılmasına sebep oldu. Aslında yetkili konfederasyonun teklif olarak sunduğu rakamlar uçuk seviyede değildi. Oysa ülkemiz şartlarında asgari geçim miktarları göz önüne alındığında, şuan devlet memurlarının çoğunluğu kelimenin tam manasıyla asgari geçim ücretlerinin altında, açlık sınırının biraz üzerinde ücret almaktadır. Filhakika iğneden ipliğe yapılan zam oranlarının en az %15-30 olduğu gerçeğinden hareketle, devlet memurlarına 2020 yılını için 4+4, 2021 yılı için ise 3+3’ü teklif olarak sunan Sayın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanının konuyu yeniden değerlendirmesi yerinde bir tasarruf olacaktır.

 

Elbette devletimizin menfaati, şahsımızın ve kamu çalışanlarının menfaatlerinden önce gelir. Bu tespitin fevkalade farkındayız. Nitekim aza kanaat ederek geçimini sağlayan necip bir millete mensubuz. Lakin bunca fedakârlıklarına rağmen, siyasi otorite tarafından dikkate alınmayan devlet memurları, kendilerini terkedilmiş ve unutulmuş olarak görmeye başlamıştır. Hepimizin malumları üzere, gerek çalışan gerekse emekli olan devlet memurlarının en az %80’nin bankalara veya şahıslara borçlu oldukları da bir realitedir. Dolayısıyla, gelirleri yüksek olanlarla, düşük olanların yaşam standartlarının tamamen zıt bir orantısızlık olduğunun da bilinmesine ihtiyaç vardır.

 

Bununla beraber, bugüne kadar teslimiyetçi bir eda ile sendikacılık yapan, adeta siyasi otoriteye memurların varlıklarını unutturan,  siyaseti ön plana çıkartmak suretiyle üyelerinin hürriyetlerini ellerinden alan sözde yetkili sendikacıların ne kadar da güçsüz oldukları da aleni olarak ortaya çıkmış,  hükumetin kendilerine ne kadar değer verdiği de iyice anlaşılmıştır.

 

Tüm bu gelişmeler neticesinde sözümüz ve sesimizi duyurmak istediğimiz kesim elbette kamu çalışanları ve hükümettir. Kamu çalışanları adı üstünde çalışandır, hükumet ise işverendir. Dolayısıyla herkes konumunu ve tarafını çok iyi bilmek mecburiyetindedir. Kaldı ki dünyanın hiçbir yerinde hükumetlerin sendikası ve sivil toplum kuruluşları yoktur. Ne yazık ki acayipliklerin tamamı ülkemizde ve gücünü üyelerinden alması gerekirken kendilerini siyasi erke teslim eden sözde sendikacıların ve sivil toplum kuruluşlarının yetkili oldukları bir anlayışla temsil edilmekteyiz. Temsil hususunda beceriksiz, teslimiyette son derece mahir ve nihayetinde ümidini hakem heyetine bağlamış olan sözde sendikacıların değerlendirilmelerini yapacak olanlar ise kamu çalışanları olacaktır.

 

Elhasıl, devletin tüm iş ve işlevlerini cansiperane yerine getiren, mesai mefhumu tanımadan geceli gündüzlü kendilerini devletine ve milletine adayan, işlerini biraz yavaşlattıklarında dönen çarkların iş görmez halinin alınmasına sebep olacak olan devlet memurlarının özlük, mali, sosyal vb alandaki taleplerinin devletimizi yönetenler tarafından mutlaka dikkate alınmasına acilen ihtiyaç vardır.

 

Unutmayalım! Devlet, memurlarını ne kadar mutlu eder, yaşam şartlarını ne kadar yükseltirse, verim de o kadar yükselir.

 

Mustafa ÇOPURSUZ

Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve

Diva-Sen Genel Başkanı

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum