içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DİN GÖREVLİLERİ, GÖREV YAPTIKLARI MUHİTİN EMİNİDİR

İslam tarihinde önemli yer kaplar din alimleri. Toplumu din konusunda Kur’an ve Sünnete dayalı sağlam bilgiyi esas alarak sağlam kaynaklar doğrultusunda aydınlatmak  elbette tüm iman ehli olanların üzerlerine farzı kifaye olan bir ibadettir. Ancak dinimizde ruhban sınıfı olmadığı için, asırlardan beri imam hatiplik ve cami görevliliği kurumsallaştırılmış ve bu uğurda ilim tahsil eden ve kendilerini manevi rehber olarak yetiştirenler aracılığıyla cami hizmetleri de yapılagelmiştir. Özellikle Osmanlı imparatorluğu döneminde yaygınlaşan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulmasıyla birlikte resmileşen cami görevini deruhte eden imam hatip ve müezzin kayyımlar, aziz milletimizin maneviyatta gelişmesine aracılık etmiş, devletimizin de her dönemde güçlenmesi için önemli katkılarda bulunmuştur. Şanlı tarihimizi incelediğimizde cennet vatan ülkemizin düşman istilasında, milli mücadele kıvılcımını ateşleyen din adamlarının faktörü çok büyüktür. Milletimizin bağımsızlığı uğruna her türlü işgale karşı gelerek, gerek cami kürsülerinde, gerekse meydanlarda düzenlenen mitinglerde, hatta cephelerde rehberlik ederek milletimizin  moral ve motivasyonunu en üst düzeyde tutulmasına vesile olmuş, kimileri  bu uğurda hiç çekinmeden mallarını sarf etmiş, kimileride şehit olmuştur.

 
Aldığı edep, haya ve tahsil ettiği mesleki bilgiler doğrultusunda ülkemiz genelindeki  camilerde görev yapan din görevlilerimiz bu aziz milletimize hep doğruluğu, dürüst olmayı, her alanda ahlakın esas alınması gerektiğini, yalan, dolan, iftira, haram, zina, hırsızlık, arsızlık, suizan, dedi-kodu gibi ne kadar huzur bozucu fiil var ise bunların tamamından uzak kalınması yönünde irşat faaliyetlerini sürdürerek vatana ve devlete bağlılığın bir imani mesele olduğunu anlatmış ve vatan sevgisi ile ululemre itaatin bir imani öğreti olduğunu beyinlere kazımıştır.
 
Yine aziz milletimizin içerisinde bulunduğu tüm bela ve musibetler nedeniyle yine üzerine düşen sorumluluğu, canlarını hiçe sayarak canhiraş bir şekilde yerine getirmiş ve getirmeye de devam etmektedir. Zira şu an musibeti ile karşı karşıya kalınan covıd-19 virüsünün tahribatının en aza indirgenmesi ve etkilenen vatandaşlarımızın maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanması için geceli gündüzlü sahada çalıştıklarına toplum olarak şahitlik etmekteyiz.
 
Ancak bazı çevrelerin malesef  din görevlilerimize yönelik art niyetlerinden kaynaklanan hasımlıkları ne yazık ki artarak devam etmektedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi; diyanete ve diyanet çalışanlarına yönelik vuku bulan nahoş değerlendirme  ve söylemlerin sona ermesi için sayın Cumhurbaşkanımızın ve hükumet yetkililerinin diyanete ve diyanet çalışanlarına sahip çıktıklarını ifade etmeleriyle mümkün olacağına inanıyoruz. Aksi halde bu hezeyan eksilmeden artarak devam edecektir. Filhakika bir din alimine yüklenen sorumluluğun da neler olması gerektiğine dikkat edilerek görevler verilmesi de son derece önem arz etmektedir.
 
Şurası iyice bilinmelidir ki! Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkenin bir çimentosudur. Bizlerde güzide teşkilatın din adamları olarak her zaman devletimizin ve milletimizin hizmetindeyiz. Ancak değişik kesimlerinden gelen eleştirilerin etkisinde  kalınarak din görevlilerini rencide edercesine minber, mihrap ve kürsüye yakışmayacak tarzda bir takım görevlere sevk etmek de bu kuruma ve kurum çalışanlarına yönelik yapılmış en büyük yanlışlık olduğu da unutulmamalıdır.
 
Kamuoyuna saygılarımızla
 
Mustafa ÇOPURSUZ

Genel Başkan uygulamasını edinin

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum