içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

GERÇEKLERİ İTİRAFIN VE ŞAHIS OLARAK HERKESİN KENDİSİNİ HESABA ÇEKME ANI GELDİ

Şüphesiz şuan içerisinde yaşadığımız ve insan sağlığını oldukça etkileyen coronavirüs (Kovid-19) salgını ve korkusu, daha önceki zaman dilimlerinde de değişik isim ve tanılarla vücut bulmuştu. Bununla birlikte insanlık âlemini huzursuz eden ve devletlerin ekonomilerini bir anda olumsuz olarak etkileyen söz konusu virüslerle mücadeleler bazen başarılı olmuş ama çok zaman virüsleri yok edecek ya da etkisini azaltacak aşılar bulununcaya kadar oldukça kayıplar verilmişti. Genellikle insanoğlu bu tür salgın hastalıkların ve şahsi olarak karşılaştıkları tüm bela ve musibetlerin sebeplerini ya yaptıkları hatalarının sonucu olarak değerlendirmiş ya da bulaşıcı yollardan sirayet ettiğini düşünmüş ve bu anlayışa sahip olanlar, tüm insanların faydasına olacak çalışmalara koyulmuşlardır.

 

Asrın vebası olan coronavirüs (Kovid-19)’un doğduğu ülke Çin, muhiti ise Wuhan. Ancak söz konusu virüs, doğduğu muhit ve ülkeden dünyanın diğer ülkelerine de göç etmiştir. Özellikle İran, İtalya, Fransa, İspanya ve başta tüm Avrupa ülkeleri olmak üzere maalesef ülkemizi de huzursuz etmeye yetmiştir. Hemen hemen dünyanın tamamına yakını,  tüm spor organizelerini, uluslararası uçak seferlerini, toplumsal birliktelikleri, halka açık buluşmaları, siyasal faaliyetleri vb her türlü aktiviteleri durdurmuş, bazı ülkelerde toplu karantina hayata geçirilmiş, ülkemizde de olduğu gibi, özellikle 65 yaş üstü ve kronik hasta olanların evlerinden çıkmaları yasaklanmış, ayrıca tüm kamu kurum ve kuruluş çalışanları esnek çalışma  düzenine geçilmiş durumdadır. Tüm bu tedbirlerin yanında konunun çok sık haber yapılması ve amacı insanların dikkatlerini çekmekle beraber görsel ve basılı yayınlarda dillendirilmesi ise psikolojik travmaların yaşanmasına ramak kalındığını hissettirmektedir. Tüm bu açıklamalardan sonra gerek birey, gerek toplumsal, gerek millet, gerek devlet ve gerekse tüm dünya ülkeleri olarak her kesimin kendisini hesaba çekmesi ve gerçekleri itiraf etmenin zamanı geldiğine inanıyorum. Şöyle ki;

 

İnsanlık âleminin başına gelen tüm bu olumsuzlukların sebebini eğer insanlık olarak kendi hatalarımızın sonucu olarak değerlendiriyor isek o zaman kafamızı ellerimizin arasına alıp beynimizi çatlatırcasına düşünmemiz ve kendimizi hesaba çekmemiz gerekmektedir. Kutsal Kabe ve cami ve mescit gibi onun şubeleri, toplu ibadet yapılmasına kapatılması, ailelerin birbirlerine gidip gelmelerinin sakıncalı olarak kabul edilmesi, fertlerin birbirleriyle tokalaşmalarının dahi tavsiye edilmemesi, elimizi herhangi bir cisme temas ettirdiğimizde mümkünse en kısa zamanda hemen dezenfektan kullanılması vs…. dünya hayatında yaşanılması çok nadir olan durumlar olsa gerek. İşte tam bu noktada, mesela camide bırakın Cuma namazının kılınmamasını, herhangi bir vakit namazını cemaat ile birlikte kılınmaması, mütedeyyinleri mutlaka derinden etkilemiştir.

 

Çin’in Uygur Türklerine, İsrail’in Filistinli Müslümanlara, Hindistan’ın Arakan ve Myanmar Müslümanlarına, ABD’nin Irak ve Suriye halkına barış getireceğini söyleyerek ülkeleri tarumar etmesi, Rusya’nın Ortadoğu ülkelerine sahip olması fikri neticesi, bölge halkının kanlarının oluk oluk akıtılmasına ve evlerinin viran olmasına sebebiyeti, kendi ülkesini yönetmekten aciz ve vatandaşlarına zulmeden Eset’in durudurulamaması, anavatanlarından çıkmak zorunda kalan düzensiz göçmenlerin özellikle Avrupa ülkelerine kabul edilmemesi gibi insanlığın huzuruna kastedilmesinin elbette ağır faturaları olacaktı.

 

Öyleyse tüm bu olanlar karşısında herkes üzerine düşeni almalı ve ciddi manada insan olduğunu yeniden hatırlaması gerektiğine inanıyoruz. Dolayısıyla, birbirimizi karşılıksız sevmenin, diğerkamlığın, paylaşımcılığın, kendi nefsimiz için düşündüklerimizin karşımızdaki içinde düşünülmesi gerektiğini, din, dil, ırk, bölge, mezhep, meşrep farklığı gözetmeden herkesi Allah Teâlâ’nın yaratıkları olduğunu kabullenip kadir ve kıymetlerini bilmenin ve farkında olmanın zamanı bu zamandır.

 

Ki, Allah Teala bu ve diğer tüm felaketlerden insanlık âlemini korusun ve kurtarsın. Görüldüğü gibi, mezkûr virüse yakalananların sayısı, dünya nüfusuna göre azınlıkta lakin tüm dünya insanlarını tesiri altına almış durumdadır.

 

Savunma sanayilerine birbirlerini vurmak için milyar dolar harcayan süper güçlerin ve diğer devletlerin bugün geldiğimiz durum itibariyle bütün insanlığı kurtarmak için seferber olması çok manidar değil mi?  

 

Hep birlikte bütün insanlık olarak sahip olduklarımızın kadrini kıymetini bilelim. Somut olarak elle tutulamayan bir virüsün karşısındaki acziyetimizi iyice bir müşahade edelim. 

 

 

Mustafa ÇOPURSUZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum