içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

GÜÇLÜ DEVLET, HUZURLU MİLLET ANCAK TÜM ALANLARDA AHLAKEN YÜKSELME İLE OLUR

İlk insan Hz.Adem (a.s)’den bu yana milyarlarca insan yeryüzüne gelmiş-geçmiş ve gelecek olup sonunda inancımıza göre kıyamet kopacak ve dünya hayatı noktalanmış olacaktır. İnsanoğlu fıtratı gereği tek başına yaşayamadığından dolayı, gruplar, kabileler ve birlikte yaşama kültürü neticesi milletler ve devletler halinde yaşam tarzını benimsemiş ve yaşamlarını o şekilde devam ettirmişlerdir. İnsanlık tarihinin başlangıcından günümüze kadar topluluklar ve devletleşen milletlerin sayıları da oldukça fazladır ve olacaktır da. Şüphesiz birlikte yaşama kültürüne sahip olan her bir topluluk ve devletler, kendi örf ve adetleri çerçevesinde kurallarını hayata geçirmişler, çeşitli evrelerden geçtikten sonra ise, çağın gereklerine ve ihtiyaçlarına göre yönetim biçimlerini yenileyerek, bazı ülkelerin yönetim anlayışı ve uygulaması diğer ülkeler tarafından model olarak alınmıştır.

Böylelikle kurumsallaşan devletlerin sistemleri oluşturulmuş ve oluşturulan sistemlerle fertlerin hakları, eğitimleri, adalet, sağlık… Tüm gereksinimlerin kuralları ihtiyaç odaklı olarak kanunlaştırılmıştır. Her ülke kendi vatandaşının eğitim ve öğretimini gerçekleştireceği fiziki ve diğer ihtiyaçları inşa etmiştir.

Filhakika ülkemiz de kadim bir geçmişe sahiptir. İslam medeniyeti ile yoğrulmuş olan ve yeryüzü coğrafyasında bilim ve sanat başta olmak üzere her alanda ilim adamı yetiştirmiş necip milletimiz, geldiğimiz zaman diliminde oldukça sancılı günler geçirmektedir. Devletimizi içten ele geçirip kendi paralel yapılarını iktidar etme hevesinde olanlar, uzun yıllardan beri devam edegelen ve hem maddi hem de manevi olarak 82 milyonu huzursuz eden/etkileyen terörist olaylar vuku bulmaktadır.

Tam bu hususlar doğrultusunda, devletimizi yönetenlerin dikkatlerine sunmak üzere bir hususu kamuoyu ile paylaşma ihtiyacı duyulmuştur. Şöyle ki;

 

Ufuk insan Hz. Peygamber Efendimiz (SAV), insanlığın iyice canavarlaştığı bir dönemde geldi. Vahşilikte sırtlanları bile geçen ve insanlıktan bihaber olan cahillerin oluşturduğu toplumu, tabir caizse nasıl evcilleştireceğini günlerce, aylarca düşünen ve bir çözüm arayışında bulunan Efendimiz (SAV) henüz Peygamberlikle görevlendirilmezden önce bile, doğruluğu, dürüstlüğü ve güvenirliliği ile kendisini kabul etmeyenlerin bile takdirini kazanmıştı. Allah Teâlâ tarafından Peygamberlikle görevlendirildikten sonra ise; vahşileşen cahiliye topluluğunu hizaya getirmenin metotlarını uygulamaya başladı. İlk emri “OKU” olan İlahi vahiyle insanları irşada başlayan Hz. Muhammed (SAV), “La ilahe illallah deyin kurtulun” sözleriyle cahiliye girdapları içerisinde dönüp duran insanları güzelliklere ve huzura davet etti. Nitekim davet sözcükleri olarak kullandıkları ifadelerinin hiç birisinde muhataplarına dünya sevgisini ve dünya zenginliğini anlatmamış bilakis dünya ve içindekiler hakkında söyledikleri her sözün ahlak temelli olduğunu telkin etmiştir. Ticaret yapın ama ahlakı unutmayın, kendi nefsiniz için istemediklerinizi başkaları için de istemeyin. Komşunuz aç iken tok yatmayın. Hiç kimseyi aldatmayın, yalan söylemeyin, gıybet etmeyin, iftira atmayın, sui zanda bulunmayın, harama el uzatmayın, doğruluk ve dürüstlükten ayrılmayın, suçsuz yere insan öldürmeyin, yeryüzünde bulunan tüm canlılara merhamet edin ki size de merhamet edilsin. Zina etmeyin, faiz yemeyin, karaborsacılık yapmayın… Yani yeryüzünde bulunan tüm insanlık âlemine hatta her türlü nebatat ve hayvanlara karşı da müşfik olmamızı tavsiye eden Hz.Muhammed (SAV)’in kısa sürede oluşturduğu asr-ı saadet dönemi ve her biri birer yıldız mesabesinde diye tarif edilen insanlar gibi, günümüzde de devletimizi yönetenlerin dünyevileşmekten daha ziyade ahlaki değerleri dimağlara yerleştirmek suretiyle yeni bir toplum inşa etmeleri mümkündür. Zira daha önce örneği olmayan bir uygulamadan bahsetmiyoruz.

 

Bunun için anaokullarında ve ilkokulların 1.sınıfını tamamen ahlaki değerlerin öğretildiği bir metodu eğitim sistemimize kazandırmaktan başka çaremizin olmadığının kabul edilmesi gerektiğine inanıyoruz.

 

Mustafa ÇOPURSUZ

Tüm Memur-Sen Konfederasyon ve

Diva-Sen Genel Başkanı

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum