içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

TABİİ LEZZETLER YERİNE SUNİ LEZZETLERE YÖNELMEK

Lezzet denince hemen aklımıza yiyecek ve içecekler gelmesin. Elbette yiyecek ve içeceklerin tam karşılığı, damak tadı-lezzeti ile ifade bulur. Ancak bu yazımda sizlerle paylaşmak istediğim lezzet kelimesi, dünya ve içindekileri ile ilgili olacaktır.

 

Her şeyden önce kişi severek yaptığı tüm işlerinde lezzet alır ve sonucunda hoşnut olarak kendisini muzaffer ilan eder. Bu duygu ve düşünceler hemen hemen her insanda bulunur. Mesela, yolun karşı tarafına geçmekte zorlanan birisinin elinden tutup karşıya geçirmesi gibi. İnsanlığın bilumum ihtiyacını karşılayacak eserlerin inşasına ve vücut bulmasına vesile olanlar da aynı duyguları hisseder.  Nebevi sözünde de belirtildiği gibi, “İnsanların en faydalısı (hayırlısı) insanlara faydalı olandır”, “İnsanoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır ancak şu üç husus kıyamete kadar amel defterine sevap yazılmasına devam eder; 1. Sadaka-i Cariye (Karşılığını Allah Teâlâ’dan beklemek üzere yapılan tüm iyilikler), 2. Faydalı ilim (İnsanların istifadesine sunulmak üzere yapılan tüm ilmi çalışmalar, ilmin gelişmesini katkıda bulunmak, ilim adamı olmak ve ilim adamı yetiştirmek- yetişmesine vesile olmak, 3.Vefatından sonra bu güzelliklerini arkasında devam ettirecek evlat(lar) bırakmak”. Görüldüğü gibi insanların en çok yapması gereken güzelliklerin neler olduğunu Allah Resulü (SAV) bizlere bu şekilde ifadede bulunmaktadır.

 

İnsanlık tarihinde eseriyle sevinen ve lezzetini doya doya yaşayan şahsiyetler tarih kitaplarında bizlere numune olarak anlatılır. Adalette, Tıpta, Astronomide, Uzay bilimlerinde, Kimya-Simya, Matematik ve tüm düşündürücü eserlerde ve dini literatürde insanlığa faydalı hizmetler sunan eserlerin müellifleri, gecelerini gündüzlerine katarak insanlığın menfaatini gözetip, dünyada yaşarken salih düşüncelerinin sayesinde her şeyden lezzet almışlardır. Lakin bu duygu ve düşünceler sanki insanlık âleminin gündeminden çıkmış gibi bir haleti ruhiyeyi izan sahibi herkesin yaşadığını hisseder gibiyim. Bu nedenle;

 

Komşularla hemhal olma zevki, düşkünlere-miskinlere yardımcı olma zevki, ahde vefa zevki, paylaşma zevki, bir arada yaşama zevki ve Namaz-Oruç-Zekât ve diğer ibadetlerin kazandırdıkları zevkler ellerin tersiyle itilmiş, tüm bu zevklerin yerini suni yollardan zoraki zevkleri yaşama cihetine gidilmiştir. Tamamen maddileşen (Maalesef bu ifadede kast edilen inanan kesimler de var), sekülerleşen mantık anlayışı ön plana çıkmıştır. Dini bayramların içi ve özü iyice boşaltılmış, birlikte yaşama kültürü kendi ellerimizle yok edilerek yalnızlaşma anlayışı hâkim hale gelmiştir. Birbirinden tamamen kopuk yaşayan insanlık, hayırhahlardan uzak kalmış ve en ufacık bir bunalımda inancımızın reddettiği yollar seçilir hal almıştır. Kısacası, tabii lezzetlerin kaynaklarından daha ziyade suni yollarla lezzet almanın savaşı verilmektedir.

Oysa gerçek huzurun ancak tabii lezzetlerle mümkün olacağı gerçeğinin herkes tarafından bilinmesi gerekmektedir.

Selam ve dua ile.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum