içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

“NAN YORUM BİZ URFALILARI SEVMİK SURUÇLULARI HEEIIIÇ SEVMİK”

Ayrımcılık, kişilerin kendilerinde olan yada, onlara atfedilen özellikler nedeni ile farklı muamelelere maruz kaldıkları haksız bir durumu ifade eder.

En çok görülen ayrımcılık nedenleri etnik köken, cinsiyet, ten rengi, din ve dünya görüşü olduğu biliniyor.

Literatürde pek yer almasa da, nüfusuna katlı olduğu il nedeni haksızlığa en azından mobbinge maruz kalmak ilimizde pekte az rastlanmayan bir ayrımcılık çeşididir.

Siyasette, bürokraside, yerel yönetimlerde, ticarette, meslek odalarında hatta bilim yuvalarında bu ayrımcılık şekli, maruz kalanları canından bezdirecek düzeyde olduğu, ayan beyan ortadır.

Bu kentte köylerden, ilçelerden, başka illerden gelip yerleşmiş olmak eski deyimle “bir mim” konulması için yeterlidir. Bu yetmezmiş gibi birde Urfa’dan gelmiş olmanın, hele hele aman Allah’ım Suruç’tan gelmiş olmanın “dayanılmaz ağırlığını, külfetini” bir vebal gibi taşıyabilmek için “Herkülü yunani” yada “Rüstemi irani” olmak gerekir.

Bu konu muhataplarının az çok dokunaklı birer hikâyeleri vardır.

Benim de olduğu gibi.

Zaman aşımına uğrasa da, bağlı bulunduğum meslek odasına, mesleğimi icra etmek için müracaat ettiğimde, oda adına benimle konuşan meslektaşım nereli olduğumu sormuştu.

Urfa Suruçlu olduğumu söylediğimde, benim gibi “hafıza nisyanı ile malul” birine yaşamının geri kalan kısmında hiç unutamayacağı bir replik armağan etmişti.

“Nan yorum biz urfalıları sevmik suruçluları heeeıııç sevmik.”

Bu “heeeıııç” sevmeme sadece duygusal aşamada kalsa sorun olmaz. El Hak herkesin, istediğini sevme yada sevmeme hakkı mahfuzdur.

Amma bu sevgi yada en hafif deyimi ile sevgisizlik kamu erkinin kullanımında kendini hissettirirse, bu “heeııç” sevilmeyenler mazlum durumuna düşmez mi?

Devleti temsil edenler, karar mercileri de sonuçta insandır. Herkes gibi onlar da bazen de olsa duygularının etkisinde kalabilirler deyip bu durum mazur görülebilir mi?

Biraz fikir jimnastiği yapalım.

Mesela görevlerini ifa ederken herkesten, aynı işlem için, aynı belgeleri mi istenir? 

Evet, şahitlik ederim.

Tabi bu arada belge aynı olsa da istemeden istemeye birazcık fark olabilir mi?

Mesela birinden Adli sicil kayıt belgesi istenir. E- devlet üzerinden alınıp teslim edilir. Hüsnü kabul görür. Bir başkası için, aynı adli sicil kaydı Yargıtay Başsavcısının parafı ve adalet bakanının ıslak imzasını gerektirebilir. Bir başkasından hiç istenmez ama o istisnadır.

Mesela birine, ruhsatlandırılacak yerin tapu fotokopisi yeterli görülebilir. Bir başkasında aynı tapu fotokopisinde Tapu kadastro genel müdürünün onayı gerekebilir. Ha unutmadan ekleyeyim güvenilir bir adam iseniz tapu fotokopisine ne gerek var. Devlet bile imar barışında vatandaşın beyanını esas almadı mı?

Hatta işi iyice sağlam yapmak için 27 yıl öncesine ait olan diplomanın üniversiteden teyidini istemekte de fayda var. Diğerlerinden istemediniz çünkü onlarda TC kimlik numarası var. Bu arkadaşımız 27 yıldır bu mesleği aynı diploma ile resmi olarak icra ediyor olsa da üniversiteden teyidinin istenmesinden niye rahatsız olunsun ki.

Bu arada aylar geçer.

Beklemek gerekir.

Yapacak bir şey yok

Herkesten istenen evrak aynı değil mi?

Beğenmiyorsan git derdini “Marko Paşa”ya anlat.

Henüz;

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

Demiyorum. Diyemiyorum.  

Dertli';nin dediği gibi;

 "Bir başıma kalsam şehe sultana kul olmam

 Vîrân olası hânede evladü ıyal var."

BİR MISRA

Muini zalimin dünyada erbâb-ı denâettir
Köpektir zevk alan sayyâd-ı bi-insafa hizmetten

NAMIK KEMAL

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum